RTE’nin danışmanlarından Dr. Ertan Aydın,  El-Cezire’de yayınlanan son makalesinde erken seçim ihtimalinden bahsetti. “Gelecek yıl içerisinde, Türkiye’de özgürce yarışılan yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve muhtemelen erken genel seçimler yapılacak” diyen Aydın, aslında güçlü bir ihtimali gündeme taşıdı. Yerel seçim, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimi, üç farklı tarih yerine, iki tarihte ve 2015’e sarkıtmadan yapma isteği, sürpriz değil, yüksek bir ihtimaldi. Bunun birçok nedeni, gerekçesi sayılabilir ama aslolan AKP üstünde hep söz ettiğim, dörtlü basınçtır.

AKP’yi seçimleri öne çekmeye zorlayacak en önemli faktör, zamanın lehine değil, aleyhine akışıdır. AKP, 2012’den itibaren inişe geçmeye başladı. Hem siyaseten, hem ekonomik olarak. 2013, özellikle Gezi direnişi, bu inişi hızlandıran en önemli dinamik oldu. 2014’te iniş sürecek, hele ki 2015’ i beklemek, iyice yıpranmak demek. 

 DIŞ BASINÇ

AKP rejiminin üstünde ağırlaşan bir basınç öğesi dışarıyla, özellikle ABD ile  ilgilidir. ABD, kendi Orta Doğu politikalarının dışında inisiyatif geliştirmeye kalkarak Mısır, Suriye ve Irak’ta sorunlu çıkışlar yapan RTE-Davutoğlu ikilisini 2012 ve 2013’te hep uyarmak durumunda kaldı. Aba altından değil, açıktan beyzbol sopası gösterdi. Mürsi rejimine yol göstermeye kalkarken Mısır’da  büyük kutuplaşmalara neden olan bu ikilinin artık iyi yol arkadaşları olamayacaklarını, Obama, biraz geç de olsa fark etti. Ilımlı İslam formülünün çalışmadığını, Mısır’da az kalsın bir ‘devrim kazasına’ neden olacağını, öğrenmiş oldu. Zararın neresinden dönsen kârdır diyerek, bu formülü ve aktörlerini değişmekte çıkar yolu buldu. Bu anlamda AKP, alternatifi bulunduğu an, el sallanacak demode ortak durumuna düştü.

ABD, RTE’nin otoriter ve sistemi bilinmezlere sürükleyecek kadar serüvenci kimliğini görme fırsatını Gezi direnişi üstünden elde etti. Bu açıdan belki de Gezi direnişine müteşekkir. ABD ile aynı noktaya, 10 yıl boyunca Ergenekon, Balyoz operasyonlarıyla AKP’nin, sivil ve asker bürokrasiyi sindirme, iktidar blokundan sürme operasyonlarına onay veren Avrupa Birliği de geldi. Anayasal hak olarak protesto, gösteri yürüyüşü ve eylemlere nasıl bir polis vahşeti ile saldırıldığı, Avrupa’da hâlâ konuşulan konuların başında. Bu vahşet, AKP’nin demokrat maskesini alaşağı etmeye yeterken onu sarıp sarmalayan, koruyan dış haleyi de berhava etmiş bulunuyor ve zaman, hiçbir biçimde bunları onarmaya hizmet etmiyor. Tersine, her atağa anti-demokratik hamlelerle cevap vermeye kalkan rejim, yeniden ve yeniden ABD’den, AB’den kınama, protesto yiyor. AKP’nin, seçim maratonunda dışarıdan açık engel görmese bile, özel destek görmeyeceği söylenebilir.

 İÇ BASINÇLAR

AKP’yi zamana sıkıştıran iç basınçlardan biri, koalisyon ortağı Fethullah Gülen Cemaati’nin artan muhalefetidir. İktidarın nimetlerini paylaşmada kendisine adaletsiz davranıldığını düşünen FG Cemaati’nin başkaldırısına, “dershane kapatma operasyonu” ile gözdağı vermeye girişen RTE ve çevresine Cemaat’in direnişi giderek yükselmekte ve uzlaşmaktan uzak gibi görünmektedir. Tetikçi Taraf üstünden 2004 MGK Kararlarında  işbirlikçilik iddiası, AKP’yi ciddi ölçüde sarsmış görünmektedir. Cemaat’in elinde RTE’yi sarsacak başka kozlar olduğunu söylemek için kâhin olmak gerekmez. Yıllardır Yargı ve Emniyet’e kadro yığınağı yapan Cemaat’in ihtiyaç halinde kullanmak üzere cephane biriktirmediğini kim söyleyebilir? Şimdi, bu muharebe sırasında, gerek saldırı, gerekse savunma amaçlı bu cephane kullanılmaktadır ve daha da kullanılacaktır. AKP, ortağı Cemaat ile sulh olmanın giderek uzağına düşmektedir.

AKP’yi seçimleri öne çekmeye zorlayacak etkenlerden bir diğeri Kürt muhalefetinin, AKP’den yediği “Barış kazığı”  sonrası artan kitlesel sokak mücadelesidir. Kürtlerin mücadeleyi “Gezileştirmesi” yani, dağdaki silahlı mücadeleden kentteki kitlesel formata dönüştürmesi, AKP’yi bunaltmaktadır. . Kürt illerinde yaşanan sokak çatışmaları ve verilen can kayıplarına yükselen öfke, AKP ile “barış teranesi”nin yürümediğini ve yürümeyeceğine ilişkin çok sayıda işaretler ortaya çıkardı. RTE’nin Barzani oyunu şimdiden  işe yaramayacağa benzemektedir.

 SOKAK VE EKONOMİ

AKP rejimini, üç seçimi de 2014’e sıkıştırmaya zorlayacak diğer önemli basınçlar; Gezi bileşenlerinin muhalefetinin azalmayan etkinliği, artan özgüven, bundan CHP’nin de olumlu biçimde etkilenmiş olmasıdır. Haziran ayaklanmasıyla korku dağlarını aşan her tür AKP karşıtları, çalışan, çalışamayan sınıflar, kent yoksulu Kürtler, Aleviler, ötekileştirilen kadınlar , diğer kimlikler, tüm sindirme çabalarına karşın sokağı terk etmediler; işyerlerinde, mahallelerde, okullarda direniş azalmadı, arttı, Gezi’nin kazandırdıklarının üstüne yeni tuğlalar konulmaya çalışılıyor. Gezi ile birlikte motivasyonu artan CHP’nin daha etkili bir muhalefet için gayrete gelmesi, ABD’den resmi davet alarak alternatif aday olarak görülmesi de AKP’nin uykularını kaçırmaya yol açtı. Bu fotoğrafın bütünü, AKP rejimini her geçen gün demoralize etmeye yetiyor.RTE, bu kâbusu, en erken zamanda sandığa sığınarak aşma telaşında .

 

Öte yandan, sandıkta cepte keklik saydığı  seçmenlerin bir kısmının hızla sızlanmalarına yol açacak darboğaza da girdi ekonomi ve bunun 2014’te daha da daralması çok muhtemel. Ancak yüksek döviz(cari) açığı vererek iç pazara dönük çevrilebilen büyüme çarkı, 2014’te tekleyecek. ABD Merkez Bankası FED’in Aralık sonuna doğru alacağı kararlar, yabancı kaynak akışını iyice azaltacak ve AKP ekonomi yönetiminin bu durumda yapabileceği tek şey faizleri yükseltmek. Bu da ekonomiyi ağırlaştıracak bir önlem ve büyümesi yavaşlayacak ekonomi, artan işsizlik ve artmayan, hatta gerileyen gelirler anlamına gelecek. Bu sızlanmaları bütçe harcamaları ile dindirmeye çalışmak için ise sanıldığı kadar büyük imkânlar yok rejimin elinde. Yükselen kent ve genç işsizliği, bekletilen elektrik ve doğalgaz zamları, daraltılan banka borçlanma limitleri, borç yükü 350 milyar TL’ye giden aileler için sızlanmaları artıracak.

Görüldüğü gibi, dörtlü basınç, azalmıyor, artıyor ve AKP’yi 2014’te çok şeyler bekliyor.

 

 

Written by Mustafa Sönmez