Mustafa Sönmez

Yaklaşan kriz karşısında örgütlü-örgütsüz işçi sınıfının, işsizlerin, emeklilerin, gelecek kaygısı içindeki gençliğin, çeşitli meslek kuruluşlarının, emekten yana siyasi partilerin, politik oluşumların geniş bir emek cephesi içinde bir araya gelip bir yol haritası çıkarmaları gerekiyor. Bu yol haritasının , bir düzen değişikliği öngörmesi gerekmiyor. Çerçeve, krize karşı tahribatları en aza indirip emeğin temel haklarını savunma ile tanımlanabilir. Bunu şunun için söylüyorum: Ne zaman böyle programatik meseleler tartışılsa, önerilen reform maddelerinin “düzen yanlısı”, “düzen içi” gibi kısır yaftalamalara maruz kalması ve bir araya gelebileceklerin ayrışması söz konusu olabiliyor. Evet, aşağıda, bir programa taşıyıcı sütun teşkil edebilecek öneriler, “düzen içi”, reformist önerilerdir. Reformlara dudak bükenleri ilgilendirmeyebilir, ama reformlar olmadan büyük düzen değişikliklerinin olamayacağı doğrusunu da geçerken hatırlatalım. Emek cephesi olarak adlandırılabilecek bir yapılanmanın talepleri “Sosyal Önlemler” ve “Makro Önlemler” başlıkları altında şöyle toparlanabilir. Önce Sosyal önlemler:

  • İstihdamı koruma-artırma politikaları geliştirilmeli, tensikatlara kararlı biçimde karşı durulmalıdır. Kıdem tazminatını gasp, esnek çalışma ile hakların mülgasına kararlı biçimde durulmalıdır. İşsizlik Sigortası Fonu yönetiminde sendikalar yer almalı, fonun kaynaklarının bütçe açığını kapamada kullanılması önlenmeli, fondan işsizlerin yararlanma koşulları esnetilmelidir.
  • Yeşil kartlı yoksullara bütçeden doğrudan gelir desteği ödeneği artırılmalı, sağlık desteğinin yanı sıra barınma ve mutfak desteği verilmelidir.  
  • Genel bütçeden hanehalkına, tarıma, küçük işletmelere daha çok ödenek ayrılmalı, tarımsal üretim yeniden özendirilmeli, tarım ithalatının önü kapanmalıdır.  
  • Savunma, özellikle AKP iktidarında hızlandırılan polis harcamaları azaltılıp, eğitim-sağlık bütçesi artırılmalı, bu alanlardaki özelleşme, ticarileşme girişimlerine hemen son verilmelidir
  • Nüfusun yüzde 1’ini oluşturan süper varlıklı sınıftan  servet vergisi  alınmalıdır.
  • Borç yükü 200 milyar TL’yi geçen hanehalkının borç ödemelerine kolaylık getirilmeli, işini kaybedenlerin bankalara borçları yeniden yapılandırılmalıdır.
  • Acil bir vergi reformuna gidilmeli, vergideki payı üçte ikiyi geçmiş dolaylı vergiler azaltılmalı, herkesten gücüne göre vergi alınmalı, ücretten alınan gelir vergisi  oranı düşürülmeli, şirketlerden, serbest meslek sahiplerinden güçlerine göre daha çok vergi alınmalıdır. Vergi kaçakçılığının, yolsuzlukların yaptırımı ağırlaştırılmalıdır.

 

Bu “acil sosyal talepler”in yanında makro politika değişikliği talepleri de geliştirilmelidir. Bir kısmı uzun vadeli olsa da bir yerlerden başlamak gerektiğine göre, bu makro dönüşümün satır başları da program içine alınmalıdır. Makro politika değişiklikleri şu başlıklarla özetlenebilir.

  • Büyüyen cari açığın yarattığı tahribatı azaltmak için Asya’dan (özellikle Çin ve G.Kore’den) yıkıcı ithalatın önü kesilmeli, Türkiye’yi savunmasız bırakan  Gümrük Birliği anlaşması gözden geçirilmeli, enerji, ara malı ithalatı azaltılıp daha çok yerli üretim özendirilmelidir.
  • Sıcak para hareketlerine  kısıtlama getirilmeli, dış yatırım yerine iç yatırım özendirilmeli, sıcak para giriş ve çıkışları Tobin vergisi ile kontrol altına alınmalı, büyümenin ana kaynağı iç tasarruflar yapılmalı, vergi reformu da bu prensiple ilişkilendirilmelidir.
  • Çalışanların katılımıyla yeniden beş yıllık planlar yapılmalı, planlar kamuya emredici, özel sektöre yol gösterici olmalıdır. Artan istihdam ve sosyal harcama ihtiyacı göz önünde bulundurularak kamu kesimi ekonomide daha aktif bir rol almalı, altyapı yatırımlarına, yüksek katma değer üreten sanayilere , enerjiye, azgelişmiş bölgelere yatırıma yönlendirilmeli, özellikle kent rantları hızla vergilendirilerek yatırımın yönü ranttan üretici alana çevrilmelidir.
  • Zordaki firma ve bankalar kamulaştırılırsa yönetimleri çalışanların özyönetimine bırakılmalıdır. SGK, İşsizlik Fonu, kamu bankaları ve KİT’lerin yönetimlerinde işçi katılımı, denetimi sağlanmalıdır.
  • Yerel yönetimlere daha çok yetki ve kaynak sağlanmalı, aynı çerçevede  Kürt sorununa barışçı çözümler üretecek “Demokratik özerklik” önerisi özgürce tartışılmalı, iç barışın özellikle kriz döneminde tesisi için bütün çabalar barışa odaklanmalıdır.

Written by Mustafa Sönmez